ÜCRETSİZ TALEP OLUŞTURUN

BİZ SİZİ ARAYALIM





* Web sitemiz üzerinden oluşturduğunuz taleplerin içerdiği kişisel verileriniz, Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'nda belirtildiği şekilde mevzuata uygun olarak kullanılmaktadır. Web sitesi üzerinden iletişim bilgilerini paylaşan veya talep oluşturan her kullanıcı bunu kabul etmiş sayılır.
Sevgili Veliler

Ücretsiz Hizmetlerimiz

RAM Raporu Hizmeti

Çocuğunuzun eğitim ve sağlık hizmetlerinden ücretsiz yararlanabilmesi için gerekli olan RAM Raporu 'nda sizlere rehberlik ediyoruz.

Özel Eğitim Yönlendirmesi

Çocuğunuzun ihtiyacı olan eğitim ve terapide en iyi hizmeti veren özel eğitim ve rehabilitasyon merkezi bulmanıza yardımcı oluyoruz.

Eğitim ve Terapi Takibi

Memnuniyet anketleriyle hizmet aldığınız merkezleri denetliyor, merkezlerin kalite standartlarını çocuğunuza uygun hale getiriyoruz.

Her Zaman İletişim

RAM Randevu takiplerinizde, özel eğitim ve rehabilitasyon merkezi yönlendirilmenizde sizleri yalnız bırakmıyor, 7/24 iletişimde kalıyoruz.

DOWN SENDROMU NEDİR?

Anne ve babalar çocuklarına kendi kalıtsal özelliklerini yumurta hücreleri ile verirler. Bu hücreler anne ve babadan aldıkları bir takım (23) kromozom aracılığı ile bu görevi yaparlar. Anne babanın eşit katkısıyla 46 kromozomlu normal döllenmiş yumurta oluşur.Bazen yumurta hücresi oluşurken bir hata, anne babanın 23 yerine 24 kromozom taşıyan bir hücre vermesine neden olur. Bu diğer ebeveynden gelen yumurta hücresiyle birleşince sonuçta 47 kromozom taşıyan döllenmiş yumurta ve gelişim sonucunda fazla kromozom taşıyan bir çocuk oluşur. Bu fazla kromozom (47. kromozom) gelişimindeki bilinen özellikleri yaratır. Hamilelikte yaşanan hiçbir durum bunun sebebi değildir.

Down Sendromunu iyileştirecek yada Down Sendromlu olma etkilerini yok edecek herhangi bir tıbbi tedavi şekli yoktur. Tek çare eğitimdir(6. Dünya Down Sendromu Kongresi Sonuç Bildirisi, Madrid, 1997) Özellikle erken yaşlarda başlanılan eğitim bu çocukların normal ilköğretim okullarına gidip, kaynaştırma eğitimine uyum sağlayacak bireyler olmalarını sağlamaktadır.

DOWN SENDROMUNUN HAMİLELİKTE TESPİTİ

Hamileliğin 14-16 haftalarında anne rahminde çocuğu (cenini)çevreleyen amniotic sıvıdan alınan örneğin analizi yoluyla, çocuğun kromozom bozukluğu gösterip göstermediği belirlenebilmektedir.Oldukça kolay ve ucuz olan analiz işleminin anne için riski %1 kadardır.

DOWN SENDROMUNUN TİPİK BELİRTİLERİ


Down Sendromlu çocuklarda görülen tipik belirtiler vardır. Ancak bu belirtilerin tamamının herhangi bir çocuk üzerinde görülme olasılığı mümkün değildir.
1.Zekâ bölümü genellikle 30–50 arasındadır.
2.Kafaları ufaktır. Buna paralel olarak beyinleri ufaktır.
3.Yüzleri oval ve yassıdır. Burun kemikleri gelişmemiştir. Burun düz ve göz çukurları yumurta biçimindedir.
4. Sıklıkla göz bozukluklarına rastlanır.
5.Genellikle geç diş çıkarırlar. Dişleri ufak ve dizilişleri uygun değildir.
6.Genellikle dilleri büyüktür. Sıklıkla ağızdan dışarı doğru sarkar.
7.Genellikle boyunları geniştir. Boyunlarının yan tarafındaki deri gevşektir.
8.Ayak ve eller kısa, geniş, düz ve kare biçimindedir.
9.Saçları genellikle dik, ince ve düzdür.
10.Üreme organları genellikle gelişmemiştir.
11.Boyları kısadır. Özellikle yaşamlarının ilk üç yılında büyüme yavaştır.
12.Derileri esneklikten yoksundur. Kolayca gevşer ve sertleşir.
13.Genellikle konuşmaları düzgün değildir.

İşitmenin Önemi ve İşitme Becerileri

Çevremizdeki bütün bilgiler, bize duyularımız yoluyla gelir. Yani görme, duyma, koklama, tat alma ve dokunma duyularımızla çevremizi algılarız. Eğer bu duyulardan bir tanesi yetersiz çalışırsa, bununla ilgili algılama eksik olacak ve gene bu duyuya bağlı olan öğrenme olumsuz etkilenecektir.

Down Sendromlu bireylerin işitme bozukluklarına, bu sendroma adını veren John Langdon Down 1887 yılındaki bir konuşmasında yer vermiştir. Onun önerisi konuşmanın kural olarak geciktiği bu bireylere bu güçlüğün üstesinden gelinebilmesi için ağız, jimnastiği yapılması, bunu takip eden taklit becerilerinin geliştirilmesi ve tek heceli sesleri somut anlamlarıyla beraber öğretilmesiydi.

Bir çocukta konuşmanın gelişe bilmesi için çocuğun çevresinde konuşulan dilin bütün seslerini net olarak duyabilmesi gerekir. Bu Down Sendromu olan bireylerde her zaman mümkün değildir. Çünkü Down Sendromu olan çocukların %80’nide çeşitli derecelerde işitme kaybı vardır ve bu işitme kaybı tiplerinden bir tanesi iletim tipi işitme kaybıdır, kulak yollarının küçük ve dar olması nedeniyle Down Sendromlu çocuklar sık sık kulak enfeksiyonu geçirirler. Kulaktaki bu enfeksiyonlar veya sıvı ve kulak kirinin birikmesi sesin etkili ve sürekli olarak iletilmesini önler. En sık görülen nedeni otitis media (Orta kulak) iltihabına bağlı işitme kaybıdır.

İletim tipi işitme kaybı sadece sesleri duymayı etkilemez. “İşitme Algısı” ve “Dinleme Becerisi” de bundan etkilenir. Eğer çocuğunuz sesleri bir duyup bir duymuyor ise bunlara kulak kabartıp dinlemeyi öğrenemez. Örneğin sokaktan geçen bir arabanın olduğunu algılayabilmek için, bu arabanın sesinin sürekli duyulması gerekir. Oysa Down Sendromlu çocukların çoğu kulakla ilgili problemlerin nedeni ile bu sesleri bir duyar bir duymazlar. Bu durum çocuğun kendi diline ait sesleri, konuşma seslerini geliştirme becerisini (fonolojik gelişim) etkilemektedir.

Down Sendromu olan çocuklarda görülen başka bir tip işitme kaybı da duyu sinirlerine, (sensorineural) bağlı işitme kaybıdır. Bu daha kalıcı bir işitme kaybıdır. İşitme sinirleri veya iç kulaktaki zedelenmelerle olur. Bu tip işitme kaybı olan çocuklar işitme aletine gereksinim duyarlar.

Üçüncü tip işitme kaybı ise karışık tiptedir. Yani yukarıdaki bu iki tip işitme kaybı bir arada söz konusudur. Bu nedenlerden dolayı düzenli olarak KBB doktoruna gidilmesi ve aralıklarla işitmenin ölçülmesi gerekir.

Konuşma ve dil gelişimi açısından çok önemli olan bu iyi duyma becerisinin başlangıçtan itibaren güçlük çıkartması, bunu telafi edecek iyi durumdaki duyuların (görme), dil öğretiminde kullanılmasına neden olmuştur. Bu yüzden Down Sendromlu çocuklara konuşma ve dil görsel yolla öğretilmektedir. Erken eğitim programlarında öğretilmesi gereken ilk becerilerinden bir tanesi “sese karşı tepki ve duyarlılık” göstermelerini sağlamaktır. Bu sesler ev dışı sesler olabilir( araba, tren, ezan, oynayan çocuklar gibi) veya ev içindeki sesler olabilir(kapı, su, çamaşır makinesi gibi). Bebeğinizin bu seslere tepki geliştirebilmesi için başlangıçta bu seslere dikkat çekmeniz ve sesin kaynağına gidip bulma oyunu oynamanız yerinde olur. Veya bebek oturacak kadar büyüdüğünde, bebeğin iki yanına koyacağınız örtülerin veya kutuların altına sesli oyuncaklar saklayıp (çalar saat, müzik kutusu gibi) sesi bulma oyunu oynayabilirsiniz.Bebeğinizin sesten tarafa olan sevinerek ve alkış teşvikiyle karşılayın.Uygun örtüyü açtığında da oyuncağı ile bir süre oynamasına izin verin.Başlangıçta bebeğiniz her şeyi sizin yardımınızla yapacaktır.O hazır olduğunda yardımı yavaş yavaş çekip, becerilerinin daha özgür gelişmesine olanak vermek gerekir.